24 Eylül 2012

Alışveriş // Lilakutu, Rare Blossom

Lila Kutu`nun abonesiyim bildiğiniz gibi ama son 2 aydır gelen kutular hoşuma gitmeyince aboneliğimi iptal ettim. Önümüzdeki ayın kutusu da gelecek, ondan sonra 1-2 ay takip ederim, ona göre tekrar bakarım. Bu konu bir kenarda bekleyedursun, siteden yaptığım alışverişten bahsetmek istiyorum.


Cuma gece yarısından sonra yaptığım alışveriş pazartesi elime ulaştı. Kargoda, stokta vs bir sorun yaşamadım. Lila Kutu`ya abone olduğumda kazandığım 5 liralık bir çek vardı. Rareblossom ürünlerinde indirim olduğunu da görünce bir bakayım dedim. 

Sonuç: tabiyki alacak bir şey buldum :)


Rareblossom uzun zamandır gözüme çarpan markalardan bir tanesi. Üzüm çekirdeği içeren yüz pillingi aldım. Aslında ürünü birazcık kullandıktan sonra daha net ve ayrıntılı bilgiler yazsam daha iyi olacak. Bu şekilde alınca yaz, kullanınca yaz, bitince yaz... Saçma. Fakat indirimi duyurmak istediğim için alır almaz yazıyorum. "Bitenler" postlarımda da çok ayrıntılı şeyler yazmıyorum zaten 2. tekrar olmasın diye...

Gelelim Lila Kutu`ya... Alışverişinizi yaptıktan sonra istediğiniz bir testerı hediye olarak seçme olayı bir çok yabancı kozmetik firmasında olan bir sistem ama bizde ara ki bulasın...

Lila Kutu yapmış işte. Siparişinizi bitirirken, size sunulan tester seçeneklerinden istediğiniz 1 tanesini seçebiliyorsunuz. Ama laf aramızda, bir kaç aydır kutu ile gelen ve pek sevilmeyen testerlar neredeyse hepsi. Yine de kutumdan 1 yerine 3 tane tester çıkınca konu tatlıya bağlandı benim için :)


Rareblossom ürünlerinin "organik" sertifikası olması, ürünün içeriği ve ambalajı gönlümü çeldi hemen. Üzüm çekirdeği de malum zaten. Bloglardan birazcık bakınca güzel yorumlar da okudum ürün hakkında. Şu sıralarda bütün Rareblossom ürünlerinde %40 indirim var. Bu ürün de 44 liradan 26 liraya düşünce deneyelim dedim. Bir de indirim çekim, kargo bedava derken sadece  20 liraya almış oldu.


Ürün 50 ml. Görmeden önce "az değil mi?" diye düşündüm fakat yapısı oldukça koyuymuş. O yüzden miktarı konusunda sıkıntı olacağını sanmıyorum. Oldukça uzun süre kullanılır( ambalaj üzerinde haftada 1-2 defa kullanım tavsiye ediliyor). Tanecikleri normal bir pillingden daha küçük. Bu da hoşuma gitti açıkçası, çünkü şu aralar sivilcelerle başım dertte. Makyajımı silerken bile çok nazik oluyorum ki lekeye sebebiyet vermeyeyim. Bu yüzden kaba taneli bir pilling tercihim değil şu aralar.

Kullanmaya başlayalım bakalım, umarım memnun kalırım. Yarılayınca yorumumu tekrar yazarım ama ;
"herkesin yorumu kendime, ben senin yorumunu mu bekleyeceğim" derseniz indirimden haberiniz olsun...

19 Eylül 2012

Tecrübe İle Sabit: BİTENLER

Biten ürünlerin yazılarını yazacağım, resimlerini çekeceğim diye çöp biriktiriyorum resmen :) 


Bu aralar biten ürünlerim bunlar;


Yves Rocher selülit kremi; Bir kutu tamamen bitti, daha önce de tanıtım yazısını yazmıştım ama yeni kullanmaya başladığımdan çok net değildi. Bittikten sonra güzel bir ürün olduğunu söyleyebilirim sanıyorum. Selülitin ne derece zor bir şey olduğu dikkate alınırsa, tamamen bir düzelme beklemek yanlış olur ama ben çok az su içen, her gün bol miktarda kafein tüketen birisi olarak etkisini hissettim. Gözle görülür derecede azalma oldu. Fiyatı 70 lira cıvarında ama kampanyalarını takip etmekte fayda var. Çok daha uygun fiyatlara düşüyor. Önümüzdeki yaz için liste başı ürünlerden birisi. Tekrar kampayaya girerse yazı beklemeden de alabilirim ama kullanım ömrü 6 ay olduğundan, stok yapmamak lazım!


Yves Rocher saç dökülmesi karşıtı şampuan; bu ürünü sevdiğimi ve ben de ciddi anlamda işe yaradığını bir sürü kez yazmıştım zaten. Demir baş ürünlerimden birisi. 18 lira civarında ve neredeyse hiç indirime girmiyor, girse bile 2-3 lira iniyor ancak.


Yves Rocher göz makyaj temizleyicisi; su kıvamında ve görüntüsünde bir ürün. Göz makyajını yeterli ölçüde temizliyor ve gözü yakmıyor, rahatsız etmiyor. Benim kullandığım papatlayı versiyonuydu ama şu aralar değişik versiyonları satılıyor. Bu markanın en çok tercih edilen ürünlerinden birisi. 20 lira civarında fiyatı. Muhteşem değil ama idare ediyor.


Loreal True Match; roll on fondoten, uzun süre severek kullandığım bir üründü. Kenarlarında kalanları bile itina ile bitirdim. Kapatıcılığı gayet güzel, compact ürün olduğu için ekstra pudraya ihtiyaç duymadan matlık sağlıyor. Aparatı ile uygulaması gayet kolaydı ve uzun süre kullandım, bu bitirdiğim 2. kutu oldu. Şu sıralar likit fondoten kullanıp üzerine pudra uygulamayı tercih ediyorum, o yüzden yakın zamanda tekrar almayacağım. 45-50 lira civarındaydı fiyatı ama Loreal de sıklıkla %25-30 indirime giriyor bildiğiniz gibi. 


DLC nemlendirici (yüz); uzun zaman önce sivilce problemi için aldığım DCL serisinin nemlendiricisi. Hafif yapılı, yağlandırmayan bir nemlendirici ama ekstra bir özelliği yok bence. Silikon içeren ürünler gibi bir yapısı var. Üstelik içeriğini de sevmedim. bu ürün tamamen bitmedi aslında ama alalı çok zaman oldu, daha fazla kullanmak istemiyorum. Fiyatı 90-100 lira cıvarında. Kendi adıma, parama yazık olmuş diye düşünüyorum. 


Avon lip glosslar; genellikle  pembe tonlarını beğenen bir insan olduğumdan bolca var bu renklerden. Bunlar da artık kötü olanlardan. Zaten bu aralar kıyafetlerimle birlikte makyaj çekmecelerimi de bir elden geçirip, azaltma yapmak istiyorum. Ön çalışma olsun dedim. Şu aralar fiyatları ne durumda bilmiyorum ama uygun oluyorlar genelde. Bence fiyatlarına göre iyi performans veren ürünlerdi. 

Nuxe el ve tırnak kremi; alışverişlerden gelen küçük bir tester. 2-3 sefer ellerime sürdüm, normal bir el kremi.

Palmer`s kakaolu vücut kremi; aslında kremle yağ arasında bir ürün sanıyorum. Hoş bir kakao kokusu vardı. Onun dışında nemlendirmesini ve kolay emilmeyişini beğenmedim.

Bir hayli ürün bitirmişim, aynen devam :) Biten ürünlerle alakalı post yazmayı da, diğer bloglara girip okumayı da çok seviyorum. Umarım siz de seviyorsunuzdur. Bir sonraki post için de bitti bitecek bir sürü ürünüm bekliyor :)

17 Eylül 2012

LİLA KUTU: Eylül !!!

Cumartesi elimde olması gerek şey Pazartesi öğleden sonraya kalınca hevesim kaçtı sanırım birazcık. Bu ay ki kutu beni hiç memnun etmedi açıkçası.


Kutuyu açınca sonbahar temalı hoş bir resimle her şey ne kadar da güzel başlamıştı oysaki...


İçinden çıkanlar bu şekilde;


İyi tarafından bakacak olursam; 2 adet tam boy ürün mevcut ama işin aslı Gabrini makyaj için tercih ettiim ya da edeceğim bir marka değil. Allık dediğin çok uzun süre kullanılan bir ürün, şimdi bunu 1-2 denemelik kullansam ziyan olacak. O yüzden dokunmadan kenara atacağım ürünlerden birisi.

Gelelim Aviva lip balm`a; bu güne kadar duyduğum bir marka değil malesef. Lip balm denen şeyi de 1 tane alıyorum ve bütün bir yıl kullanıyorum. Aviva, bu kış boyunca kullanmak istediğim marka değil. Üstelik hepsini geçtim, resimde görüldüğü üzere akmış, erimiş bir şeyler olmuş. Hadi sıcaktan diyelim ama dudağa sürülecek bir ürünün koruma bandı ya da ambalajı olmaması benim için büyük bir sorun. 


IsısPharma; lekesiz ve parlak bir cilt sağlamaktan bahseden bir ürün fakat 5ml`de etki edecekse süper. Bu da laf olsun diye konmuş malesef.

Bioderma Pore Refiner; tek elle tutulur ürün bu. 15 ml olması güzel. Bende tam boyu olduğu için çok da işime yaramayacak ama kutudaki en mantıklı ürün olmuş.


Live Clean fresh Water; önce duş jeli zannettim fakat saflaştırılmış suymuş. (Vücut için) 

Dephyto Siyah Maske; Sivilce ve siyah nokta önleyici yüz maskesi. 

Hypoxi;  2 seans ücretsiz  olarak yararlanabileceğiniz incelme olaylarından. Belki anneme veririm gider ama ben gitmem. Bir çok kişide ya gitmez ya da şehrinde yoktur eminim.

Geçen ay da benzer bir markanın tam boy pudrası vardı. Sanırım tam boy ürün koyuyoruz diye, tester ürünlerin sayısı ve kalitesi düşüyor ama bu şekilde devam edecekse ben devam etmeyeceğim.  

Siz ne dersiniz ?? Sevdiniz mi bu ay ki kutuyu, ben mi bu gün biraz tersim ??

13 Eylül 2012

OKULLAR AÇILIYOR: Kırtasiye Alışverişini Seven ?

Okul vakti geldi çattı yine. Okul zamanları güzeldi. Yaz tatilinden sıkılan bünye için yeni heyecanlar, yeni sorumluluklar yeni arkadaşlar demekti.


Ben hala okuldan kopamamış bir insan olarak, her gördüğüm defteri alırım. Gerçi okulun o düzenli hali 4. sınıfta bitmişti. Şu sıralar tez bitirmeye çalıştığımdan belli bir düzenim yok. Yani anlayacağınız okulların açıldığını sadece dizilerin yeni sezonlarından anlıyorum. Hayatımda bir değişiklik olmuyor. Okula gitmenin zamanı ya da düzeni yok benim için.


"Ahh öğrencilik günleri" söylemi gerekten yaşlılar için sanırdım ama değilmiş... Neyse dağılmayalım; artık bir çoğumuz için okul zilleri çalmıyor olsa da, kırtasiye tutkumuzdan vazgeçemiyoruz. 


Accesorize`da az ama öz olan defterleri yapıştırmaları seviyorum. Lacivert puantiyeli defter oradan. Hipopotamlı the BEN defterler ise ayrı bir alem. Kırtasiyenin birinde görünce dayanamayıp 2 tane almıştım.


Kenarı lastikli defterler D&R`dan. Daha nice çeşitleri var, her gittiğimde bir tane almak istiyorum bunlardan. Bir dahaki gidişimde daha renkli olanlarından bir tane alacağım sanırım. 

Breakfast at Tiffany`s defteri de diğer bir çok film çeşidi ile D&R`da bulabilirsiniz. Tabi şanslı bir D&R seçtiyseniz. Her şubesinde bulunmuyor malesef. Aklınıza gelebilecek her türlü klasik film afişinden yapılmış defter bulabilirsiniz. 

Coco Chanel ise aynı defterin, kitap kapağı versiyonu.  Onu da Kadıköy`de bir kitapçıdan almıştım.


Defterler, post-it`ler, renkli renkli kalemler. Çalışma masamın üzeri hep kalabalık, hep dolu...




Telefon ve bilgisayar kılıfları da tamamen ayrı bir kategori. Bu netbook kılıfını 2 sene önce gittigidiyordan almıştım ve aldığım günden beri bayılıyorum...

Sizde durumlar nasıl ? Defter manyağı olan tek ben değilimdir umarım :)

Haa bu arada ülkemde eğitim sorunları almış başını gidiyor olabilir. Öğretmeni ayrı, öğrencisi ayrı rezil oluyor olabilir ama yine de yeni defterler almak, istediğimiz kadar yazmak, yeni kitaplar almak, istediğimiz kadar okumak hakkımızdır...

7 Eylül 2012

BIODERMA: Yeni Ürün

Kızarıklık sorunu yaşayan ciltler için Bioderma`dan yeni bir ürün haberi var.
Bioderma ürün hakkında şunları söylüyor; 

Sensibio AR Compact

Ciltte yerleşik kızarıklık sorunu yaşayan kadınlar için, hem kızarık sorununa karşı etkili, hem de kapatıcı ve güneşten koruyucu, 3’ü 1 arada kompakt ürün 


Tavsiye edilen tüketici satış fiyatı: 69,50 TL

Benim kızarıklık sorunum yok ama bu sorunu yaşayan yakın bir bir arkadaşım var. Oradan biliyorum can sıkıcı olabiliyor. Bioderma`nın AR serisinden çok memnun olduğunu söylüyordu. Bu üründe ek olarak hem güneş koruma hem de kapatıcılık özelliği olması güzel. Kızarıklık sorunu yaşayanlar için iyi bir seçenek olabilir.


1 Eylül 2012

Tecrübe İle Sabit #15 BİTENLER

Ürün bitirmekten garip bir zevk almaya başladım :) Bi an önce bitirsem de, bloga yazılarını koysam, yerine yenilerini alsam diye düşünür oldum. 

Bir de kıyıda köşede kalan ürünleri de bitirmeye, onlar bitmeden yenilerini almamaya niyetleniyor insan. O açıdan da çok iyi oluyor. Son zamanlarda biten ürünlerim bunlar.


Saç ürünlerinden başlayalım;


Loreal Excellence; Loreal`in bu saç boyasını çok seviyorum/seviyordum! Genelde 6-7`li numaralarını kullanıyordum uzun zamandır. Daha önce de bir yerlerde yazmıştım, bir süre saçlarımı boyamak istemiyorum, kendi renginde kalsın istiyorum diye. Kendi rengime dönmek için bu rengi seçtim. Çok koyu geldi bana :( Her zaman saçlarımı yumuşacık yapan boya, bu sefer bir garip yaptı sanki anlamadım. Koyu renk saça da alışamadı gözüm bir türlü. Ben kahve/karamel tonlarının insanıymışım onu anladım. Bir süre daha alışmaya çalışacağım, olmadı yine boyamaya devam. 

Düz renk boya yaptırmak için kuaföre gitmiyorum çok uzun zamandır. Saçlarım çok uzuyor ve sadece dip boyası bile yaptırsam baya bir masraflı oluyor. Ucuz bir kuaföre gitmek yerine kendim boyamayı tercih ederim. Renk için ise şunu söyleyebilirim; kutuda doğal siyah gibi gözükse de, doğalından birazcık daha koyu oluyor.

Watsons Repearing wax; Bu ürünün görünüşüne aldanıp almıştım çok uzun zaman önce. Balı saç maskesi. Kıvamı macun gibi değişik bir ürün. Fiyatı 10 lira civarında. Saç maskesi olarak hiç bir etkini görmedim ben. Hatta uzunca süre kullanmadım, kenarda bekledi ama daha sonra saç kremi niyetine kullanıp bitirmeye karar verdim. Saç kremi olarak idare etti, en azından saçlarımın kolay taranmasını sağladı ama kıvamı çok koyu olduğundan saçtan çok zor temizleniyor. Sonunda bitti! dedirten ürünlerden. 

Yüz ürünleri;


Neutrogena pink grapefruit; Bu ürünü de bir hayli önce almıştım.Yarısını kullanıp kenara attıklarımdan. Kokusu çok hoş. Diğer Neutrogena ürünleri gibi, fiyatına göre iyi bence. Çok yüksek bir beklentiniz yoksa; günlük olarak kullanabileceğiniz, hoş kokulu bir peeling. Bunu erkek kardeşim bitirdi bu arada :) 

Bioderma Pore Refiner; Gözenek küçültücü krem hakkında daha ayrıntı bir tanıtım yazısı yazmıştım (sağ kenardaki arama kutucuğuna kremin ismini yazarak bulabilirsiniz) Bu ürünü seviyorum, kesinlikle favorilerim arasında. 15 ml`lik tester paketini 2 aydır falan kullanıyordum sanıyorum. Tester bitti, orjinal boyunu çoktan almıştım ben zaten. Düzenli şekilde kullanılınca etki ediyor. 

Kremler ve Parfüm;


Dottor Ciccarelli; gibi garip bir isme sahip olan topuk kremi Lila Kutudan çıkmıştı. Ben de çıplak ayakla yere basmayı (yaz-kış) seven bir insan olduğumdan, sürekli krem kullanmam gerekiyor. Bu krem de orta yoğunlukta, idare eder bir kremdi. Çok artı bir yanını göremedim. Tester paketi 1 hafta kadar kullandım.

Flormar Narlı Krem;  Bu kremden geçen kıştan kalanlardan. Hafif yoğunlukta bir krem, kokusuna bayılarak almıştım. Kesinlikle harika bir kokusu var. Nardan daha çok, çilek gibi kokuyor. Fakat alırken nasıl olduysa bakmamışım içeriğine. İçinde neredeyse 5 çeşit falan paraben vardı. İçinde daha var ama daha fazla kullanmak istemedim.

Avon Incandessence Parfüm; Çekmecenin kıyısında köşesinde kalan parfümlerden birisi. Bana göre ağır bir çiçek kokusu var. Sevmedim. Benim zevkim daha çok meyve kokularına göre. Bu parfümü de annem almıştı sanırım. İçinde 3-5 kullanımlık kalmıştı onu da markete pazara giderken sıktım. Neyse ki bitti... 

Bu sefer bitenlerde azıcık hile yaptım, kabul ediyorum :) Kardeşim kullandı, geçen kıştan kaldı falan derken çok fazla ürün kullanmamışım aslında ama şu sıralar sona yaklaşan çok ürünüm var. Bir sonraki "bitenler" için çok daha güzel ürünlerim var...

24 Ağustos 2012

MAKYAJ MALZEMELERİNİ YENİLEME, DIY

Denk gelmişsinizdir evdeki makyaj malzemelerinden uygun olanlar karıştırılıp değerlendiriliyor. Belki de yapmışsınızdır. Rengini beğenmediği bir kaç ruju eritip, karıştıranları okumuştum ben daha önce. Bu karıştırma fikirlerine bu günlerde birkaç yerde denk gelince bende kullanmadığım pudramı değerlendirmek istedim. Pudra ile işe başladım ama bir kaç deneme de sizin için yaptım. 

Öncelikle pek severek kullanmadığım allık, bronz allık ve beyaz/simli farları belirledim ve yanlarına sevdiğim kremleri ekledim. Malzemeler bu kadar.


Max Factor`den aldığım bir compact pudra vardı. Rengini çok sevmememe rağmen uzun süre kullandım. Kapağı kırıldı (bütün Max Factor`lere olduğu gibi) yapıştırdım, kullanmaya devam ettim ama son zamanlarda rengi iyice koyu gelmeye başladığından kullanmıyordum ama yapısını sevdiğim için atmaya da kıyamadım.


Resimde bi damla kalmış gibi gözüküyor ama aslında 1-2 ay rahat kullanılacak kadar miktar vardı. Compact olan ürünü güzelce toz hale getirdim. 


Bu hale geldikten sonra da sevdiğim toz pudranın içine karıştırdım. The Body Shop`un toz pudrasını kullanıyordum. Onun kutusuna döktüm diğerini de, güzelce karıştırdım. Onun rengi daha açıktı, miktarı da diğerine göre daha fazla olduğundan, gözle görülür bir koyulaşma olmadı üründe. 


Benim amacım sadece rengini beğenmediğim eski pudrayı değerlendirmekti. Compact ürünle toz ürünü karıştırınca kapatıcılığı da arttı ve daha güzel bir ürün oldu resmen :) 

Fondoten üzerine kullanacaksam toz ürünü ama sadece krem üzerine kullanacaksam compact ürünü seviyorum. Bu tam ikisinin ortasında hoş bir ürün oldu.

Geçelim diğer denemelere;

14 Ağustos 2012

LİLA KUTU AĞUSTOS

Geçen ay hayal kırıklığı yaratan Lila Kutu, bu ay nispeten daha iyi. Daha 15`i gelmeden elime geçmesine de sevindim ayrıca. Fazla uzatmadan bakalım bu ay ki kutuya...



Genel olarak dolu bir kutu diyebilirim. Ayrıca ben bu yeni kutuları, kumaş olan eski kutulara nazaran daha çok seviyorum :)

11 Ağustos 2012

Tecrübe İle Sabit #14

Sonunda benim de biten ürünlerim birikti :) Gerçi bitmeyecek ürünler değil ama Kozmetik manyaklığından dem vurduğum postumda yazdığım gibi artık almıyorum. Evdeki stoklar tükenmeden yeni ürün yok. O günden beri bir çöp bile almadım. Yaşasııın... 





Saç ürünlerinden başlayalım; 
Down Under Natural`s Şampuan: Parabensiz olması ve sempatik şişeleri dolayısı ile ne zamandır ilgimi çeken markayı ancak deneyebildim. Boyalı saçlar için, güçlendirici versiyonu benim kullandığım. Yakın zamana kadar saçlarımı sık sık boyuyordum (ama artık boya da elveda dedim, o ayrı mevzu) fena bir şampuan değil, kokusu hoş, yoğunluğu biraz düşük gibi. Çok artı bir özelliğini görmedim ama parabensiz olması dolayısı ile tekrar tercih edebilirim.


Avon Naturals Saç Maskesi: Günlük kullanım için saç maskesi ya da saç kremi gibi bir şey. avon`un bazı saç ürünleri çok güzel oluyor ama bu ürünü hiç sevmedim ama saç kremim bitmişti, yenisini almadım ve bunu bitirdim. Kendimle gurur duyuyorum :)) Orta dereceli bir saç kremi gibi işlev gördü ama bakım maskesi değil kesinlikle.

Yves Rocher Brillance Parlaklık Veren Saç Maskesi: İndirim zamanında denemek için almıştım. Saçlarımda matlık gibi bir problemim yok ama saç kremidir sonuçta diye düşünmüştüm. Saçımı yumuşatmasından memnun kalmadım ben, parlaklık üzerine de pek bir faydasını göremedim. Yoğunluğu da çok düşüktü, o yüzden çok çabuk bitti. Bu ürünün sadece kokusuna bayıldım. Duştan sonra da saçlarım mis gibi kokuyordu.


C-LAND AÇmur Maskesi: Lila Kutu`dan çıkmıştı. Ölü Deniz mineralleri içeriyormuş. Fiyatı 5 lira normalde. Bu fiyata göre gayet güzel bir maske bence. Tek paketi 2 seferde kullandım rahat rahat. Hafif bir yanma yapıyor, temizlemesi de sevdim. Kullandıktan sonra aydınlık bir yüz bırakıyor.

Bioderma Sebium Gel Commant Purifiant: Yağlı-karma ciltler için pilling kremi. diğer pillinglerden biraz farklı. Tanecikleri küçük. Tam olarak tuz gibi. Bu ürünü kullanmayı de sevdim. Tester paket olmasına rağmen 3-4 sefer kullandım. evdeki pillingler bittikten sonra alacağım bir ürün olabilir.


İki maskenin de içeriği bu şekilde.



Bitirdim, boşları attım, yazısını yazdım, rahatladım... Yer açıldı, ziyan olmadı daha önemlisi yenilerini almaya biraz daha yaklaştım :) Darısı diğer stokların başına...



3 Ağustos 2012

KOZMETİK MANYAKLIĞINA DUR DEMENİN VAKTİDİR

Bu iş artık ciddi ciddi sinirlerimi bozmaya başladı. Evde o kadar çok kozmetik ürünü biriktirmişim ki... "Ne güzel işte, nesi var" diyorsanız şu şekilde açıklayayım. 

Bir kısmının süresi geçiyor, çoğundan sıkılıyorum, evde ufak çaplı bir kozmetik dağı oluşuyor. En basit hali ile ısraf yani... Bu yazıyı yazmak için bir kaç fotoğraf çekeyim dedim. Daha da sinirim bozuldu... Sandığımdan daha fazlası varmış. Hep kampanyalara indirimlere kanmamın sonucudur bunlar...

Ben normalde malının kıymetini bilen bir insanımdır. Her şeyimi temiz, titiz kullanırım, yepyeni kalır ama iş kozmetiğe gelince sanki bedava bulmuşum gibi alıp alıp yarım bırakmışım...

Mesela parfümler, deodorantlar...


Mavi şişedeki Davidoff`u bilmem ne sitesinin bilmem ne kampanyasından almıştım, daha kullanmak nasip olmadı, kenarda sırasını bekliyor. Deodorantların bazıları da öyle, bazıları da yarım yarım. Avon parfümler desen; sıkılıp burun kıvırdıklarım... Bu resmi çekip masanın üzerini topladıktan sonra, çekmecenin derinliklerinden 1-2 tane daha çıktı. 
İyi de ben deodorant kullanmayı sevmiyorum ki, ne demeye almışım bunları...

Önce ürünleri sınıflandırıp, o şekilde resimlerini çekmek istedim ama sonra "boşver" dedim... Evdeki stok ürünlerimi şu şekilde tek resimle anlatmak istiyorum size...


Yanlış anlaşılmasın, bunlar hali hazırda kullandığım ürünler değil. Bir kısmı kullanılmak için sıra bekleyen, bir kısmı da yarım bıraktığım ürünler... 3-5 tanesi hediye, promosyon falan desek gerisine ufak çaplı bir servet dökmüşüm...

"Bu indirim kaçmaz"
"Sadece bu güne özel %40 indirim"
"O`nu alana bu bedava" 

İşte sonucu bu... Yahu insan kağıt mendili bile stoklar mı ?

Bir de işin makyaj malzemesi boyutu var ki, içler acısı... Zamanında düşünmeden para verip aldığım şeylerin çoğunu kullanmak istemiyorum şimdi...


Mesela farlar... Pahalı şeyler değiller ama zamanında beğenip almışım... Hangisini kullanıyorum peki ? en son aldığım Karl Lagerfeld farlar vardı. Onların kalitesini o kadar sevdim ki, bunların hepsi gözümden düştü şimdi. 
Ayrıca göz makyajını çok sevmediğimi de söyleyeceğim şimdi ama kendimden soğudum resmen yaa :(( 

Bunları alacağıma 2-3 tanesinin parasına adam gibi bir şey alsaymışım keşke... Hem daha az para harcamış, hem daha kaliteli hem de daha çok içime sinen ürünler kullanmış olurdum... Bundan sonra felsefem budur... "Az aslında çoktur" diye bir söz okumuştum bir yerlerde... Ne kadar da doğru...


Bunlarda pek sevgili rujlarım, glosslarım... Aynı durum burada da söz konusu. Tamam insanın ruju 2-3 tane olmaz. Ruj, oje gibi ürünlerde "yeter sayı" nedir, ya da var mıdır bilmiyorum ama bunlar benim için fazla...


Çoğu birbiri birbirine yakın, benzer tonlar. Son zamanlarda hangilerini kullanıyorum peki ? 


Bu ikisine gidiyor elim hep son zamanlarda. Diğerleri öyle çekmecede bekliyor. Bu liste böyle uzayıp gider. Daha bunun ojesi var, fondoteni var, rimeli var, cilt bakım ürünleri var...

Ben de bitirme projesi falan yapayım desem, kurtarmaz :) Diyeceğim o ki; ben bu elimdekileri tez yoldan tüketmeye bakıyorum ve artık gerçekten ihtiyacım olduğunda, gerçekten içime sinen ürünü alıyorum. 

Binbir türlü markanın olması, bir çok ürünün görünürde birbiri ile aynı olması daha da çok tetikliyor bu durumu. E bizimde isteme güdümüzün sonu, sınırı yok... Kolay alınıyor, kolayca da gözden çıkarılıyor, bir kıymeti olmuyor... Ben bu moddan çıkıyorum...

Bu doğrultuda; bloglara daha da sıkı tutunuyorum. Aslında birilerinin bizden önce alıp, resmini çekmesi, denemesi bu durumda süper bir hizmet oluyor :) "Kim ne yazmış, nasıl yorumlamış, bana uyar mı uymaz mı ?" diye bakıp, her gördüğümüze atlamadan daha bilinçli alışveriş yapmamıza olanak sağlıyor. Haa ama tabiyki her ürüne "Muhteşem, şöyle ayıldım, böyle bayıldım" yazan blogların gazına gelmemek lazım bu arada...

Siz söyleyin, siz de durumlar nasıl ? Daha beter durumlar içerisinde olanlar var mı çok merak ediyorum :)

Not: Umarım bu postu aileden birisi, özellikle de babam görmez :) Artık istesem de hiç bir şey alamıyormuşum mesela :)) Kendi kendimi ateşe attım resmen, hayırlısı :)